İdlib Kimyasal Saldırısı Hakkında

Zulmün dahi bir haddi olmalıyken, Suriye’nin İdlib kentinde yaşanan son kimyasal saldırı; ne küfrün, ne de zulmün İslam’a ve Müslümanlara karşı hiçbir had ve hak gözetmediklerinin, ülke ve dinlerini savunan Müslüman grup ve cemaatlere terörist diyerek de, kendi canavarlıklarını kamufle etmeye çalıştıklarının son örneği olmuştur.

Alçak Haçlı ve Rafizi saldırılarıyla, uluslararası savaş hukukuna aykırı kimyasal silahlar kullanılması sonucu “bu ümmetin yavruları”nın can çekişme görüntüleriyle yüreği sızlamayan, bu acıları görmeyen-duymayan ve birşeyler yapmayan her fert; önce ümmet önünde, sonra tarih nezdinde ve sonra da Allah indinde hesap verecektir.

Küfrün tüm oklarını acımasızca ve kalleşçe İslam’a ve Müslümanlara çevirdiği şu ortamda, “birşeyler yapmak”tan maksat da; “ilaç, gıda vb” insanî yardım veya sadece kınama mesajlarıyla sınırlı kalmamalıdır. Haç’ın çekinmediği hiçbir husustan, artık Hilal de çekinmemeli; Allah’ın yegane otorite ve mutlak güç makamı olduğunu, yardım ve zaferin ancak Allah’a halis bir iman ile geleceğini ve birşeyler yapılmazsa bu ah’ın bizi de saracağını ve Allah’ın gazabının bizi ansızın yakalayacağını unutmamalıdır.

“Şüphesiz Allah emrinde galip olandır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Yusuf: 21)